Skip to main content

Katliamın Hikayesi

1930 Zilan Katliamı, 1930 yılının Temmuz ayında, Ağrı Dağı İsyanları sırasında, “Ferîk” Salih Omurtak komutasındaki 9. Kolordu tarafından düzenlenen askeri operasyonların bir parçası olarak gerçekleşmiştir. Van ilinin Erciş ilçesinde yer alan Zilan Deresi’ne sığınan Kürt sivillere yönelik bu katliam, tarihsel kayıtlar ve tanıklıklara göre kitlesel bir insanlık trajedisidir. Olay, aynı zamanda “Zilan Deresi Katliamı” ya da Kürtçe adıyla “Komkujiya Geliyê Zîlan” olarak da anılmaktadır. Katliam, Üçüncü Ağrı Harekâtı’ndan önce gerçekleştirilen kapsamlı bir şiddet operasyonunun başlangıcı olarak tarihe geçmiştir.

Cumhuriyet Gazetesi, 16 Temmuz 1930 tarihli nüshasında Zilan Katliamını “Temizlik Başladı” başlığıyla duyurmuştur. Haberde, Zilan Vadisi’nde 15.000 kişinin öldürüldüğü belirtilirken, olay bir askeri başarı ve “asi Kürtlerin temizliği” olarak çerçevelenmiştir.Kürt yazar Hesen Hîşyar Serdî, Ademan, Sipkan, Zilan ve Hesenan aşiretlerinden oluşan 18 köyden toplam 47.000 kişinin katledildiğini öne sürerken, Ermeni araştırmacı Garo Sasuni, ölenlerin sayısını 5.000 kadın, çocuk ve yaşlı olarak ifade etmektedir.

Berliner Tageblatt gazetesi, 3 Ekim 1930 tarihli haberinde, “Türkler, Zilan bölgesinde 220 köyü imha etti ve 4.500 kadın ve yaşlıyı katletti” ifadelerini kullanmıştır. Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi, Zilan vadilerinden birinde 1.550 kişinin kesildiğini, Erciş bölgesinde 200 köyün yakıldığını ve Patnos sahasında yıkılmayan tek bir köy dahi kalmadığını rapor etmiştir. Sovyet kaynakları, ayrıca Türk askerlerinin Kürtlerin hayvanlarını yağmaladığını da bildirmiştir.

Dönemin Başbakanı İsmet İnönü, 31 Temmuz 1930 tarihindeki TBMM konuşmasında, Zilan Deresi’nde öldürülen kişi sayısını 4.500-5.000 arasında göstermiştir. Ancak bu rakamlar, bağımsız tarihçiler tarafından düşük gösterildiği gerekçesiyle eleştirilmiştir.

 Katliam sırasında 47 bin insan yaşamını yitirmiş, 44 köy tamamen yakılarak yok edilmiştir. Katliamın ardından, Zilan Deresi ve çevresi devlet tarafından 1930 yılında “memnu mıntıka” (yasaklı bölge)  ilan edilmiştir. Bu uygulama, bölgeye giriş ve çıkışların sıkı denetim altına alınmasını, yerel nüfusun zorla göç ettirilmesini ve halkın kendi topraklarından uzaklaştırılmasını kapsamaktadır. 1946 yılına kadar süren yasaklama, Zilan halkının sosyoekonomik yapısını altüst etmiş, kültürel bağlarını koparmış ve bu coğrafyanın hafızasında derin izler bırakmıştır.  

 

Zilan Dijital Hafıza Müzesi, bu tarihle yüzleşmek, kaybedilenlerin anısını onurlandırmak ve geçmişin izlerini unutuşa terk etmeye karşı direnmek amacıyla tasarlanmıştır. Hafızalaştırma, yalnızca geçmişi hatırlamak değil; geçmişin ışığında daha adil ve barışçıl bir gelecek inşa etmek için bir sorumluluk taşır.  

 

Zilan’ın hafızası, bizlere geçmişte yaşananları inkâr etmek yerine, onlarla yüzleşmenin toplumsal barış ve iyileşme için ne kadar önemli olduğunu hatırlatır. Kaybedilenlerin anısını yaşatmak, geçmişin izlerini silmeye çalışmak yerine, bu izlerden öğrenmeyi ve daha kapsayıcı bir toplumsal gelecek tasavvur etmeyi gerektirir.