Katliamdan kaçarak Erciş ilçesine sığınan bazı kadın ve çocuklar.
Fotoğrafın, katliamda görev almış bir pilota ait arşivden elde edildiği düşünülmektedir. Bu bağlamda, görsel materyalin kaynağına ilişkin kesin bir belge bulunmamakla birlikte, dönemin askeri arşivlerinden veya kişisel koleksiyonlardan sızmış olabileceği değerlendirilmektedir.
Eylül 1930 Erciş
Araştırmacı Ulugana, fotoğrafı bir müzayededen satın alarak renklendirdiğini kaydetmektedir. Karede, askerler ve katliamdan sağ kurtulan çocuklar yer almaktadır. Ancak çocukların akıbetine dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır; dolayısıyla sonraki yaşamları hakkında bilgi mevcut değildir.
Erciş Teyyare Karargâhı, Temmuz 1930
Temmuz 1930'da Erciş Teyyare Karargâhı, Zilan Katliamı ve Ağrı İsyanı’nı bastırma sürecinde önemli bir askeri üs olarak kullanılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçaklar bu merkezden havalanarak Zilan Vadisi ve çevresindeki Kürt köylerine hava saldırıları düzenlemiş, bölgedeki yerleşim yerleri sistematik bombardımana tutulmuştur. Erciş’te kurulan bu hava üssü, dönemin askeri operasyonlarında hava gücünün belirleyici rol oynadığını ve sivil alanlara yönelik imha politikalarının planlı bir şekilde yürütüldüğünü göstermektedir.
Erciş Teyyare Karargâhı ve Askerî Ordugâh, 10 Ağustos 1930
10 Ağustos 1930 tarihinde Erciş, Zilan Katliamı ve Ağrı İsyanı’nı bastırma sürecinde önemli bir askeri üs olarak kullanılmıştır. Bölgeye konuşlandırılan teyyare karargâhı (hava üssü) ve askeri ordugâh, hava saldırılarının merkez üssü olmuş, Türk Silahlı Kuvvetleri buradan kalkan uçaklarla Kürt yerleşim yerlerine yönelik bombardımanlar düzenlemiştir. Bu karargâh, dönemin askeri stratejisinin bir parçası olarak sivil alanlara yönelik yoğun hava saldırılarının yürütüldüğü bir merkez olup, devletin kitlesel imha politikalarının lojistik altyapısını oluşturan noktalardan biri olmuştur.
1930 Reşoyê Silo ve arkadaşları Doğubeyazıt
Reşoyê Silo, Zilan Katliamı sırasında Kürt direnişinin önemli liderlerinden biri olup, halkın savunmasında aktif rol oynamıştır. Katliamın ardından Türk askerleri tarafından yakalanarak başı kesilmiş ve direnişi bastırmanın bir sembolü olarak askerler tarafından sergilenmiştir
1935 yılı, İsmet İnönü’nün Erciş’e ziyareti
İsmet İnönü, 1930’daki Zilan Katliamı’nın ardından bölgeyi ziyaret eden ilk üst düzey devlet adamlarından biri olarak Erciş’e gelmiştir.
Reşoyê Silo olduğu tahmin edilen katliam fotografı
Bu fotoğrafın, 1930 Zilan Katliamı’nda yaşamını yitiren ve Reşoyê Silo olduğu tahmin edilen bir kişiye ait olduğu belirtilmektedir. Görsel, katliamın ağır sonuçlarını ve bölgede yaşanan kitlesel kıyımın izlerini belgeleyen nadir kanıtlardan biri olarak değerlendirilmektedir.
2023 Zilan Deresi
Van’ın Erciş ilçesindeki Koçköprü Barajı'nda su seviyesinin düşmesiyle birlikte insan kemiklerinin kıyıya vurduğu bildirildi. Bulunan kalıntılar, 1930 yılında bölgede gerçekleştirilen Zilan Katliamı ile ilişkilendirilirken, olay hafıza çalışmaları ve insan hakları bağlamında yeniden gündeme geldi. Bölgedeki keşfin akademik ve adli incelemelere tabi tutulması gerektiği vurgulanmaktadır.
1930 Ağustos Erciş
1930 Ağustos'unda Zilan Katliamı'ndan kaçan sivillere ait olduğu tahmin edilen fotoğraflar, birçok kaynakta yer almakla birlikte, bu görsellerin orijinal kaynağına ilişkin kesin bilgiye ulaşılamamıştır. Bu durum, özellikle söz konusu fotoğrafların genellikle kişisel arşivlerden, askeri görevlilere ait koleksiyonlardan ya da dönemin gazetelerinde yayımlanmış görsellerden alınmasından kaynaklanmaktadır.
Cumhuriyet Gazetesi, 30 Temmuz 1930
30 Temmuz 1930 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Zilan Katliamı ve dönemin Kürt politikasına ilişkin haberlerinde, resmi ideolojiyi destekleyen bir söylem benimsemiştir. “Kürtlerin Hayatına Dair Bir Nazar” başlığı altında yayımlanan yazı, bölgedeki Kürt nüfusunun yaşam tarzını geri kalmışlık, isyan ve tehdit unsuru olarak çerçeveleyen oryantalist bir bakış açısıyla ele almıştır.
Cumhuriyet Gazetesi, 10 Temmuz 1930
Gazete, Zilan Katliamı ve Ağrı İsyanı’nı bastırma sürecine dair bir harita yayımlamış, askeri operasyonların kapsamını ve hedef alınan bölgeleri göstermiştir. Havadan ve karadan yürütülen saldırılar stratejik başarı olarak sunulmuş, Kürt yerleşim yerleri "temizlenen alanlar" olarak işaretlenmiştir. Harita, dönemin resmi söyleminin bir parçası olarak, kitlesel şiddeti meşrulaştıran bir propaganda aracı işlevi görmüştür
Milliyet Gazetesi, 14 Temmuz 1930
14 Temmuz 1930 tarihli Milliyet Gazetesi'nde, Zilan Katliamı’na dair haber kapsamında muhabir tarafından çekilmiştir.
Milliyet Gazetesi, 9 Temmuz 1930
Zilan Katliamı sonrası bazı Kürt ailelerin İran’a kaçırıldığını haberleştirmiştir. Haberde, bu durum askeri operasyonların etkisiyle gerçekleşen bir olay olarak sunulmuş, ancak yaşananların Kürt siviller üzerindeki kitlesel baskı ve zorunlu göç politikalarının bir sonucu olduğu göz ardı edilmiştir.
Milliyet Gazetesi, 10 Temmuz 1930: Zilan Deresi Meskeninin Tasviri
Milliyet Gazetesi'nin 10 Temmuz 1930 tarihli sayısında, Zilan Deresi'nde gerçekleştirilen askeri harekâtın ardından bölgenin durumu tasvir edilmiştir.
Milliyet Gazetesi’nin 22 Temmuz 1930 tarihli sayısında yer alan Zeylan Harekâtı’na ilişkin harita
Dönemin askeri harekâtlarının planını ve kapsamını göstermek amacıyla yayınlanmıştır. Bu tür haritalar, genellikle askeri operasyonların coğrafi sınırlarını, operasyon bölgelerini ve hedef alınan alanları görselleştirmek için kullanılmıştır
Milliyet Gazetesi, 20 Ağustos 1930
Zilan Katliamı ve Ağrı İsyanı’nı bastırma sürecinde uygulanan askeri hava operasyonlarını öven bir söylemle ele almıştır. Haberde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin havadan ve karadan gerçekleştirdiği saldırılar, devlet otoritesinin gücü ve başarısı olarak sunulmuş; Kürt sivillerin maruz kaldığı kitlesel şiddet ve imha politikaları ise meşru bir askeri zafer olarak yansıtılmıştır. Gazetenin kullandığı "Savleti Şakil" ifadesi, Osmanlıca kökenli olup "düşman birliklerine yönelik sert saldırı" anlamına gelmektedir. Dönemin resmi söyleminde Zilan ve Ağrı'daki Kürtler, "düşman grupları" olarak tanımlanmış, böylece uygulanan kitlesel şiddet ve hava bombardımanları meşrulaştırılmıştır.
Milliyet Gazetesi, 7 Temmuz 1930
Gazete, "tenkil harekâtı"nın başarılı ilerlediğini vurgularken, Zilan Vadisi ve çevresindeki Kürt yerleşimlerinin yok edilmesini devlet otoritesinin sağlanması olarak değerlendirmiştir. Dönemin basın dili, katliamı örtbas eden ve meşrulaştıran bir propaganda aracı olarak işlev görmüştür.
Cumhuriyet Gazetesi'nin 10 Temmuz 1930 tarihli sayısı
Cumhuriyet Gazetesi'nin 10 Temmuz 1930 tarihli sayısında, dönemin önemli olaylarına dair haberler yer almaktadır. Özellikle, Ağrı İsyanı ve Zilan Katliamı'na ilişkin gelişmeler bu tarihlerde gazetenin manşetlerinde geniş yer bulmuştur
Cumhuriyet Gazetesi, 13 Temmuz 1930
Gazete, "temizlendi" ifadesiyle bölgedeki Kürt nüfusunun yok edilmesini ve zorla yerinden edilmesini meşrulaştıran bir dil kullanmış, kitlesel şiddeti devlet otoritesinin sağlanması olarak sunmuştur. Oysa bu süreç, binlerce Kürt sivilin öldürülmesi ve köylerin yok edilmesiyle sonuçlanan sistematik bir politikasıydı.
Cumhuriyet Gazetesi, 7 Temmuz 1930:
Zilan Katliamı kapsamında yürütülen askerî operasyonların genişlediğini ve ilerlediğini bildirmiştir. "Askerî hareket inkişaf ediyor" başlığıyla verilen haberde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin saldırılarının başarıyla sürdüğü vurgulanmış, operasyonlar devletin otoritesinin güçlenmesi olarak sunulmuştur.
Cumhuriyet Gazetesi, 8 Temmuz 1930
ilan Katliamı ve Kürt direnişine karşı yürütülen askeri operasyonları destekleyen bir propaganda dili dikkat çekmektedir. Karikatür, dönemin resmi söylemine uygun olarak, Kürtleri "şaki" (eşkıya) olarak tanımlamakta ve operasyonların meşrulaştırılmasına hizmet etmektedir.